24 Kasım 2014 Pazartesi 6 : 50
 
E-Posta Sifre
 
 
Hosgeldin, Misafir
E-Posta

Sifre



Ziyaretçiler
Aktif : 1
Bugün: 8
Toplam: 636496

  Ip: 54.234.7.161

Bağlı Üyeler

Sohbete Girmek İçin Tıklayınız


Forum Sayfamız

Bize Ulaşın

 
 
 
 

 

 
   
     
  Köyümüzün Tarihçesi  
     
 

Sivas'ın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntuları elde edilmiştir.

Divriği Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Şuğul vadisindeki Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Frig’lerin Hititleri ortadan kaldırmaları sonucu Sivas'ta Frig egemenliğine girmiştir. Frig yerleşimi Hitit yerleşim alanlarının üst katlarında görülmektedir. Lidya’lılar zamanındaki meşhur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir.

Anadolu'daki Pers egemenliğinden sonra kurulan şehir devletlerinin zamanla Roma İmparatorluğuna bağlanması sonucu, önemli yol kavşağı üzerinde bulunan şimdiki şehir merkezinin iskan edildiği ve Sebasteia adını aldığı görülmekte veya ilin isminin Hitit Kavmi olan sibasip adından geldiği gibi, Roma İmparatoru Aguste tarafından şehre yunancada şehir manasına gelen "Sebasteia" adının verildiği ve yine Selçuklular zamanında üç değirmen anlamına gelen "Sebast" kelimesinden geldiği rivayet edilmektedir.

Bu yörede Roma hakimiyeti tam olarak yerleştikten sonra şehre "Diyapolis" yani Mebud şehri adı verilmiştir

Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren şehir 395'te Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğuna ayrılan topraklar içerisinde kaldı.1509'da Anadolu'ya giren Türkmen güçleri ve 1604'te Alparslan'ın önünden kaçan Selçuklu şehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kısa süre hakimiyet sağlamışsa da, bölgenin Türk egemenliğine girmesi ancak 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçekleşti. Kısa bir süre Selçuklu hakimiyetinde kalan Sivas'ta 1075'te Danişmend Beyliği kuruldu. Danişmend Beyliğinin taht kavgaları ile zayıf düşmesinden sonra Anadolu Selçuklularını yeniden birleştiren I.Mesud, 1152’de Sivas'ı eline geçirdi.

Bizanslılarında karıştığı taht ve egemenlik kavgaları sırasında Anadolu Selçukluları ile Danişmend’liler arasında sürekli el değiştiren Sivas, 1175'te II. Kılıçarslan tarafından kesin olarak Selçuklulara bağlandı. Daha sonra İzzetdin Keykavus Sivas'ı başkent yapmış, uzun müddet Sivas'ta kalarak günden güne genişleyen Sivas Şehri mamur edilmiş ve 1217 yılında Şifaiye Medresesini yaptırmıştır. İlim adamlarını Sivas'ta toplayarak şehri büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir, İzzetdin Keykavus Türbesi" yaptırdığı medrese içinde bulunmaktadır.

1220 yılında İzzettin Keykavus ölünce yerine I. Aladdin Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi oldu. Moğol istilasını dikkatle izleyen ve önlemler almaya çalışan Sultan 1224'te Sivas'ı surlarla çevirerek korunaklı duruma getirdi. Yerine geçen II. Gıyasettin Keyhüsrev'in kötü yönetimi sırasında sıkıntı çeken halk,1240 yıllarında ayaklanarak Sivas'ı yağmaladı. Selçuklu askerlerinin sivilleri sindirmek için seferber olduğunu gören Moğollar, Anadolu'yu ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Gıyasettin Keyhüsrev'i 1243'te Kösedağı Savaşı'nda yenilgiye uğratan Moğol güçleri, 'Sivas'ı işgal ettiler. Moğollarca bağımlı duruma gelen Selçuklular, Moğollar tarafından kurulan İlhanlı Devleti ile idareye hakim olunmuş. Sivas ili bu dönemlerde büyük bir gelişme göstererek önemli bir ticaret ve bilim kenti olmuştur.

Anadolu'da yarım asır kadar devam eden İlhanlılar devrinde Vali Demirtaş Sivas'a yerleşmiş ve istiklalini ilan ederek Sivas'ta uzun yıllar saltanatını sürdürmüştür. Demirtaş'tan sonraki Sivas Valileri sırayla, Alaattin Ertana oğlu Gıyaseddin Mehmet, Alaattin Ali ve oğlu Mehmet Bey Sivas'ta saltanatı sürdürmüşlerdir. Ali Bey'in ölümünden sonra yerine geçen yedi yaşındaki Mehmet Bey'i Kadı Burhaneddin saltanatından uzaklaştırarak Sivas'ta kendi devletini kurmuştur. Bu arada Kadı Burhaneddin Sivas'ı onarmak için birçok çaba göstermiştir.

Surların etrafında hendekler kazdırılmış, kaleleri tamir ettirmiş ama Akkoyunlu aşireti reisi Kara Osman'la yaptığı muharebe sonunda katledilmiş yerine oğlu Alaattin geçmiştir.

Bu sırada Timurlenk Anadolu'ya akınlar yapmıştır. Yıldırım Beyazıt Amasya'yı almış Sivas'a yaklaşmış, güneyde Karamanlıların baskısına dayanamayan Alaattin, şehri Osmanlılara teslim etmiştir.

Bir davetle Sivas'ı teslim alan Beyazıt, şehri en büyük şehzadesi Emir Süleyman'a vermiştir. Sivas Osmanlıların eline geçtikten bir yıl sonra 1400 yılında Timur'un istilasına uğramış, bir süre sonra tekrar Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.

Sivas Osmanlı İmparatorluğunda eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kısmi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bağlı birer sancak olmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtildiği gibi Sivas zamanının en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar çeşmesi olduğundan bahsedilir.



Kayaçlar, bataklıklar, kaymalar, su, rüzgar

Çaldağı ile Köseziyareti Tepesi’nin; çok eski zamanlarda tek dağ olduğu, zamanla sular tarafından aşınarak bugünkü köy boğazının oluştuğu, boğaz ve yaylanın da yakın zamana kadar göl olduğu, saptanmıştır.

Bölgemizdeki kayaların, yeryüzüne parelel olduğu, kayaların bir şemsiye gibi dağ ve tepeleri örttüğü görülmektedir. (Bu konuda Karadeniz Teknik Üniversitesinde görevli Jeoloji Mühendisi Mustafa Çakır’ın doktora tezi bulunmaktadır.)

Çaldağı’na yağan karların çabuk erimesi, eriyen kar ve yağmurların toprak tarafından emilemediği, yüzeydeki toprağı sulanması, büyük toprak kaymalarına neden olmuştur. Böylece; Kürün’ün Düzü, Sırıklı Yatağı, Yapraklı Seki, Keklik Pınarı, Balı Tarlası, Kulun Yurdu gibi yerler; büyük kaymalar nedeniyle düzleşerek, sekiler oluşturduğu bilinmektedir.

Köy ovasının; Ada Tarla’dan Yenice’ye kadar bir zamanlar bataklık, kamışlık, sincanlık, sazlık ile çok sayıda göl olduğu, bu nedenle bu bölgeye ilk yerleşenlerin tepeleri ekip biçtikleri, ovayı kullanamadıkları sonucu çıkmaktadır. Tepelerde bulunan tarla sınırlarının nedeni de, bu olsa gerekir.

Bölgenin taban arazisinin tümüyle geçirimsiz kırmızı kil ve kistle kaplı olması nedeniyle de; yer altı kaynak suyu ve taban suyu bulunamamaktadır.

Köy ovası: Çal Dağının; Çatalkaçak’tan Sayderesi’ne kadar uzanan yamaçlarında; büyük kaymalar olduğu; kayan toprağın, ovaya yayıldığı bu nedenle; Soğukpınar, Kamışlı, Babayusuf ve Yenice bölgelerinde çıkan kaynak sularının, sağlıklı olmadığı, mikro organizmaların bulunduğu, bataklık çamuru koktuğu, görülmüştür.

Yakın zamana kadar aşağı yolun; köy suyun aktığı, dere yatağı olduğu da söylenmektedir.

Maden suyu kaynağının; önceleri; Köy yerinde olduğu, (Köy tabanındaki travertenlerin (söngüt taşı, çökelti taşının çok eski olduğu),

Boğazdan gelen kaymalar sonucunda; (Gökeşmenin önündeki toprak katmanlar incelendiğnde; ayrı ayrı dört büyük toprak kayma taşıntısı görülecektir.) Maden suyu kaynağının Çavuşlu Pınarına kadar gittiği,

Maden suyunun; sonlara doğru oluşan, büyük seller sonucunda; Hakinin bahçeye, sonraları, Kooperatif Binasının yerine (Yılanlıkaya), sonraları Gökeşmenin önlerine, daha sonları da şimdiki yerine çekildiği bilinmektedir.

Tarihçe:

Kaman Köyünün ismi:
a) Kaman ismi, Kaşgarlı Mahmut’un 1072 yılında yazdığı, “Divanü Lügat’i Türk adlı eserde;
1- Ozan, şair kan, baskı,
2- kuman, kumalı,
3- Gözü kara, cesur, aman vermeyen
4- Doruğa yakın düzlük

Anlamlarını içermektedir. (Şaman veya kam ismi de, aynı anlama gelmektedir).

Şimdi düşünelim, Buraya ilk yerleşenler; Çal Dağı ve yamaçlarının, tümüyle çam ve pelit (meşe) ormanı ile kaplı olduğu, Kaman yamacı va Kuruöz, Çetindere, Yazyurdu, Sarısivri nin Ardıç ormanlarıyla kaplı olduğu, (hala kökleri çıkıyor) Çırlavuk, Köseziyaret ve Yaylanın Çam ve ardıç ormanıyla kaplandığı, Köy ovasının da biribirinden farklı çok sayıda göl bulunduğu, buralarda Geyik den tutunda, karacalar, ceylanlar, yaban kazları, yaban ördekleri, keklik, bıldırcın gibi av hayvanlarını barındığı, derelerden şırıl şırıl suların aktığı, her yerde; kekik, yavşan, koyungözü, gelinparmağı, mayıs çiçekleri, sümbül, yabani lale, kar çiçeği, çiğdem, nevruz, kokularının türüm türüm tüttüğü; (bu sözcük grubu, Oğuznamede de var), yabani meyvelerin bulunduğu yer, insanı ozan da eder, aşık da eder. Bu nedenle, bölgeye ilk gelenler, böyle çarpıcı güzellik ve bolluk karşısında buraya “Kaman” ismini koymuş olabilirler düşüncesindeyim.

Köy İşleri Bakanlığının yayını olan; Köy isimleri Envanteri Kitabına göre;
a)Kayseri –Pınarbaşı İlçesine bağlı Kaman Köyü,
b)Diyarbakır İlinde Kaman Köyü,
c)Samsun İlinde Kaman Köyü,
d)Bartın İlinde Kaman Köyü,
e)Osmaniye-Bahçe İlçesine bağlı Kaman Köyü,
f)Kırşehir-Kaman İlçesi, olmak üzere,
Toplam; 7 tane Kaman isminde yerleşim yeri bulunmaktadır.

Ayrıca, Soyadı Kanununda; “ Kaman” ismi Türkçe isim olarak önerilmiştir.

Kaman Köyünün Yerleşimi:

Bölgemizde beş eski yerleşim yeri bulunmaktadır.
1-Kürünün önü,
2- Kuyupınarı ve Yenice,
3- İstasyon ve Yatmış,
4- Cami Önü,
5- Şimdiki köy yeri.
Şimdiki köy yerinde de iki mezarlık bulunmaktadır.

Birisi, Mahmutağagiller’in (Osmangiller) evlerinin doğu kısmı, diğeri de, Süleyman Aslan’ın evinin sırasından; okula doğru uzanan Kızılca Dere yamaçlarıdır.

Şu andaki köy yerindeki mezar kalıntıları, İslam inancı olmayanların mezarlarıdır. Mezarda bulunan cesetler İslam inancında olanlar gibi, ayaklar doğuda, başlar batı doğrultusundadır. Ancak, yüzleri kıbleye bakmaz, gökyüzüne dönüktür. Bu da bize, bölgenin eski yerleşim yeri olduğunu göstermektedir.

Söylentilere göre ilk yerleşim sekiz hanedir.

Köye ilk yerleşenler;
1-Halilağagiller ( Soyadları: Karanfiller),
2- Cumaoğlugiller, (Soyadları: Erol, Erdem, Aslan, Altuntaş),
3- Memişoğulları, (Soyadları Altuner),
4- Sellialigiller, (Soyadları; Çelebi), gibi…
Köy yerleşim yerlerine bakıldığında, kimlerin daha önce geldikleri anlaşılmaktadır..

(Benim düşüncem; Kaman Köyüne yerleşenler kendi sülale isimleriyle ve nereden geldiklerini bildirirlerse; yazdıkları gibi bu bölüme işlerim).

Kaman Köyüne yerleşenlerin çoğunluğu, son iki yüzyılda yani 1800 lü yıllardan sonra gelenlerdir. Bu kadar kısa sürede gelen toplulukların kaynaşması da sorunludur. Zaten sorun da çıkmıştır. Osmanlı Miri vergisi Görevlisi Baydarlar da; köylünün biribirine düşürülmesini, kırgınlıkların çoğalmasına, yardımcı olmuşlardır. Hatta köylüyü göçe zorlamışlar. Sonra daha da ileri giderek; Kaman Köylüsünün Kuvayi Milliye Güçlerine karşı İsyan ettiğini duyurmuştur. Oysaki Atatürk’ün Nutkun da ismi geçenlerin, köylümüzle ilgisi yoktur.

Gelen toplulukların kaynaşması, daha çok evliliklerle başlar. Köyde de; evlilikler sonucu akraba olanlar çoğunluktadır.

Köy tarihinde dört önemli olay vardır. Birincisi 1940lı yıllarda köylüden olmayan ‘köy ağası’nın (Baydarlar) köyden çıkarılarak işgal ettiği arazinin paylaşılması. İkincisi 1953 yılında ilkokulun açılması, üçüncüsü, 1964 yılında Bükün ağzına Toprak Su tarafından küçük bir göletin yapılması, dördüncüsü de 1972 yılında köy kalkınma kooperatifinin kurulması olduğunu düşünüyorum.

Köy Muhtarlığı ve Kooperatif hizmetleri: (1973-1979)
1. Keçinin kaldırılması ile ormanların korunması amaçlanmış, Keçilerin yerine, Ulaş Devler Üretme Çiftliğinden 680 kültür ırkı koyun alınarak dağıtılmıştır.
2. Maliyetine kömür satışı yapılarak, kaçak orman kesimi durdurulmuş, ormanın korunması amaçlanmıştır.
3. Orman kesiminin planlanması ve bölüşümü yapılarak; her yıl eylül ayında olmak üzere; okula üç, her eve de birer traktör yükü meşe odunu verilmiştir. Bu halen de devam etmektedir.
4. Elektrik getirilmiştir.
5. Okulun elektriği döşenmiştir.
6. İçme suyu getirilerek, köydeki beş çeşmeye dağıtımı yapılmıştır.
7. Yol çalışmalarında, en çok kullanılan istasyon yolu yapılmıştır.
8. Halı Atölyesi ve satış mağazası açılmış, 36 kızımıza iş verilmiştir.
9. 1973 yılında; Bölgemizde ilk kez Kaman Köylüsüne kredi çıkarılmıştır. 210 traktör alacak; 6.500.000.00Tl (Altıbuçukmilyon) tutarında bir paradır.

Bu paranın özelliği:
a) Bu paranın yıllık faizi %2 dir.
b) 5 yıl ödemesiz, 20 yılda ödenecektir.
c) Köy de hemen hemen her eve ; Topraklandırma ve kalkınma kredisi adı altında 37.000.00 tl verilecekti. (1973 yılında Massey Ferguson Traktörü 30.000.00Tl dir.)

Köylülerimizin bir kısmı, ağılını, ahırını onardı, koyun, inek aldı. Traktör aldı. Bir kısmı ise kabul etmedi.

Köyde kullanılan para 600.000.00tl. dir.

Köylümüzün almaktan korktuğu para altı milyondur. Bu para ne yazık ki geri gitmiştir.

Not: Bu krediyi istemeyenler, sonradan pişman oldular ama, yapılacak bir şey yoktu. Bu parayı, köylülerimizin kullanması konusunda; bir yıl çalıştım. Hemen hemen her eve giderek anlattım. Sonra toplanıp, bana geldiler. “Biz parayı alacağız ama, sana vereceğiz. Sen de ne yaparsan yap!.. Biliyoruz ki sen bunu zamanında geri ödersin!.”. Dediler. Teklif çok ağrıma gitmişti. Sanki ben bu işte, çıkarıma çalışıyormuş hissine kapıldım. Ben de “benim amacım, sizlerin kalkınmasıdır. Ben zengin olmayı düşünmüyorum” dedim. Israr edince de, elime odun parçası alarak, hepsini köye doğru kovaladım. Yaşayanlar hatırlarlar. Örneğin aklıma ilk gelen Belgüzar Baştürk. Kaçışanlar içindeydi.

Köylünün göçü:
1- Köylümüz, başta, çocuklarını okutmak, sağlık hizmetlerinden yararlanmak, iş bulmak amacıyla; büyük kentlere göç etmiştir.
2- Bu göçü hızlandıran nedenlerin başında; 12 Eylül Faşizmi yatar. Köylere baskı uygulamış, köy muhtarlarını toplayarak aşağılamış, hakaret edilmiştir. Her köyden, olmayan silah istemiş, getiremeyen muhtarlara, köylülere işkence yapmıştır. Hazırladıkları Anayasaya hayır oyu veren köylere daha çok hakaret etmişler, oylama sonucu tutanaklar değiştirilmiş, hayır oyu yerine, evet oyu yazdırılmıştır.Bu olaylara; o dönemin muhtarları tanıktır.
3- Köy göçünün diğer nedeni, tarım arazisinin kötü kullanımı (traktör)dür. Nedenine gelince: Bizim köyün verimli toprağının kalınlığı kırsalda 10 cm. taban arazide ise kalınlık 15-20 cm. dir. Traktör sürücüleri, ayrık otu, diken, bıtırak temizleyeceğiz anlayışıyla, pulluğu toprağa fazla batırınca, alttan kis çıktı. Çıkan verimsiz toprak da gübrelenmeyince, ekin bitmedi. Öküzle ekilen tarlaların verimliliğini arar oldular.
4- 1980 sonrasında köyde ortaya çıkan ekonomik sıkıntının diğer bir nedeni de kooperatif projelerine köylünün gerekli desteği vermemesi ve halı atölyesinin kapanmasıdır.

Örneğin,
a- Köy konağının yapımının engellenmesi,
b- Maden suyu şişeleme tesislerinin engellenmesi,
c- Toprak aşınmasını önleme, sel sularının taşkınlıklarını önleme, projelerinin engellenmesi,
d- Köy içindeki sıkışık nizam yerleşimine karşı oluşturulan, bahçeli ev projesi ile, köy girişi, köy ortasının boşaltılması projelerinin engellenmesi, ki bu evleri; beş yıl ödemesiz, uzun vadeli , düşük faizli devlet kredisi ile yapılacaktı.
e- 1979 yılında, Boğaza yapılacak barajın istenmemesi. Köy Boğazı bölgesine, Toprak-Su Böl. Müdürlüğünün baraj yapılamaz olumsuz raporuna karşı, Devlet Su İşleri Böl. Müdürü Sayın Mehmet Paçacı’yla görüşülmesi sonucunda olumlu görüş alınarak, önce yer ve kaya çatlaklarına beton enjekte edilecekti, sonra da baraj yapılacaktı.

Eğer bu baraj yapılsaydı;
a) Köyden en az 50 işçi beş yıl sigortalı olarak çalışacaktı,
b) Köyün yolları yapılacaktı,
c) Köy içi genişletilecekti,
d) Sel taşkınlarına karşı tüm derlere bentler yapılacaktı,
e) Çaldağı, Ziyaret Tepesi, Çerkezin Güneyi nin kar sularını, baraj gölüne boşaltma kanalları yapılacaktı,
f) Her eve su verilecek şekilde, içme suyu şebekesi yenilenecekti…

Tüm bu projeler 6 yıl içinde oluştu. İşimiz gücümüz köylünün kalkınmasıydı. Bu proje engellemelerin birer öyküsü vardır.

Bundan sonra yapılabilecekler
1. Maden suyunun şişelenmesi,
2. Kar suyunu arazide tutma çalışmaları yapılması, toprağın aşınmasının önlenmesi,
3. Çırlavuk ve Bük’ün mesire yeri olarak tanıtılması, işletilmesi,
4. Köy müzesinin kurulması,
5. Köy mezarlıklarının bakımının yapılması,
6. Köy travertenlerinin ve mermerinin işlenerek satılması,
7. Köy ürünlerinin pazarlanması,
8. Kaman yamacı, Sarısivri, Boğaz ve Yaylan’ın, Şar Deresi yamaçlarının, ağaçlandırılması konusunda girişim yapılması,

(Bu bölgelerin ağaçlandırılması konusu 1976 yılında, Amasya Orman İşletme Böl. Müdürlüğüne, baş vuruldu. Baş vuruya, ilgili Böl. Müdürlüğü; bir yıl sonra, belirtilen bölgenin kayalık olması gerekçesini göstererek olumsuz yanıtı verdi.)

Gibi…



Bu Sayfa Mehmet Ali ASLAN tarafından derlenmiştir!..

 
     
Kaman Köyü Maden Suyu...
Mehmet Ali ASLAN
KÖYÜ YAŞAMAK
Mustafa Aslan / İstanbul
Merhaba Canlar,
Murat Şahin / İzmir
SOHU
Muzaffer Aslan / Antalya
 
 
 

ULUSAL HABERLER
Yozgat ta Trafik Kazası: 1 Ölü, 5 Yaralı

ABD Başkan Yardımcısı Biden ın Türkiye Temasları

Yozgat ta Trafik Kazası: 1 Ölü, 5 Yaralı

Kazakistan da Dondurucu Soğuk

Bahreyn de Parlamento Seçimleri

Fas ta Sel Felaketi

Ünlü Aktör Russell Crowe: Gelibolu da Bir Ulusu İşgal ...

İstanbul da Araç Yangını

Kosovalı 400 Türk Eğitimci, Öğretmenler Günü Dolayısıyla ...

Emc den Kurumsal Karma Bulut Çözümü

Türk Telekom dan Öğretmenler Günü ne Özel #canımöğretmenim ...

Google, Öğretmenler Günü nü Unutmadı!

Tem de Tır Yangını

Esenyurt ta Silahlı Çatışma; 1 Yaralı.

İstanbul da Araç Yangını

Tem Otoyolu da Bisküvi Yüklü Tır Yandı

Esenyurt ta Silahlı Kavga; 1 Kişi Ağır Yaralı

Esenyurt ta Silahlı Kavga: 1 Ağır Yaralı

Tunus ta Cumhurbaşkanlığı Seçimi

Diyarbakır2 Bakan Eker 6-7 Ekim Olayları Çözüm Sürecini ...


 
 
Kaman Köyü 2011